Menü Kapat

Sıfır Atıkta Şubat Ayı Teması E-Atıklar: Üniversitemizde Dört Ayrı Seminer ve Bir Atölye Gerçekleştirildi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Sıfır Atık hareketi kapsamında her ay farklı bir atık türüne dikkat çekmek amacıyla belirlenen temalar doğrultusunda, Şubat ayı “Elektrik, Elektronik ve Metal Atık Ayı” olarak ilan edildi. Bu kapsamda Şubat ayı içerisinde üniversitemizde elektronik atıkların çevresel etkileri, doğru yönetimi, geri kazanım süreçleri ve azaltımı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla bir dizi eğitim ve uygulama etkinliği gerçekleştirildi.

Sürdürülebilirlik Ofisi tarafından düzenlenen program kapsamında öğrencilerimizin, akademik ve idari personelimizin yanı sıra genel katılıma da açık olarak dört ayrı seminer gerçekleştirilirken, seminerler Sürdürülebilirlik Ofisi araştırma görevlisi Ayça ÇELİKBİLEK tarafından verildi. Seminerlerde  elektronik atıkların küresel ölçekte hızla artan bir çevre sorunu haline geldiği, özellikle hızlı teknolojik yenilenme ve kısa ürün ömürleri nedeniyle e-atık miktarının her yıl önemli ölçüde arttığı vurgulandı. Seminerleri takiben Pulsec firması iş birliği ile bir “Elektronik Atık İnceleme ve Sökme Atölyesi” düzenlendi.

07 Şubat 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilen “E-Atık: Nedir?” başlıklı ilk seminerde, katılımcılara elektrikli ve elektronik atıkların kapsamı hakkında temel bilgiler verildi. Bilgisayarlar, cep telefonları, küçük ev aletleri, piller ve çeşitli elektronik ekipmanların kullanım ömrünü tamamladıktan sonra e-atık kategorisine girdiğini söyleyen ÇELİKBİLEK, bu atıkların kontrolsüz şekilde doğaya bırakılması durumunda içerdiği ağır metaller ve kimyasal bileşenler nedeniyle çevre kirliliği ve insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturabileceğini aktardı. Kurşun, cıva, kadmiyum ve bromlu alev geciktiriciler gibi maddelerin yanlış bertaraf edildiğinde toprak ve su kaynaklarını kirletebildiği, bunun da uzun vadede ekosistemler üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini belirtti. 2022 yılı verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 62 milyar kg e-atık oluştuğunu belirten ÇELİKBİLEK, 2030 yılı tahminlerine göre bu değerin 82 milyar kg düzeyine çıkacağını aktardı. Buna rağmen, 81 ülkenin e-atık politikasına sahip olduğu, fakat bunların çoğunun genişletilmiş üretici sorumluluğuna odaklandığını belirtti ve bu ülkelerin yarısından azının politikalarında bir dönüşüm hedefi olduğunun altını çizdi.

Seminerde  e-atıkların yalnızca bir çevre sorunu olmadığı, doğru yönetildiğinde önemli bir ikincil hammadde kaynağı olduğu da vurgulandı. Elektronik cihazların içerisinde bakır, alüminyum, altın, gümüş ve nadir toprak elementleri gibi değerli metallerin bulunduğu, bu nedenle geri kazanım süreçlerinin hem çevresel hem ekonomik açıdan büyük önem taşıdığı ifade edildi. 1 ton elektronik atık içerisinde 1 ton cevhere göre 100 kattan daha fazla altın bulunduğunun altını çizen ÇELİKBİLEK, bu özelliği nedeniyle e-atıkların “Kentsel maden (urban mining)” olarak adlandırıldığını ifade etti.

09 Şubat 2026 Pazartesi günü gerçekleştirilen “E-Atık Geri Dönüşümü” başlıklı seminerde, e-atık geri dönüşümü mercek altına alındı. Kentsel maden olarak adlandırılan e-atıkların dünya genelinde 37 milyar dolarlık bir ekonomik etkisi olduğunu aktaran ÇELİKBİLEK, bu atıklar geri dönüştürülmediğinde hem bu değerin hem yeni hammadde kaynaklarının kaybedileceğini ve doğru bertaraf yöntemi ile bertaraf edilmediğinde toprak ve su döngüsünün, dolayısıyla insan sağlığının zehirli bileşenlerden olumsuz etkileneceğini vurguladı. Bununla birlikte, e-atık geri dönüşümünde bazı bölgelerde gerekli fiziksel altyapının olmaması, yasal altyapı eksikliği ve tüketici alışkanlıkları nedeniyle geri dönüşüm oranlarının düşük kalabildiği ifade edildi. Fiziksel altyapı eksikliği sonucu kayıtdışı yolların oluşmasının ise; ağır metaller gibi zehirli bileşenler içeren bu atıkları daha zararlı hale getirebileceğine dikkat çekildi. Doğru bir e-atık geri dönüşüm sistemi için ülke yönetimlerinin, işletmelerin, sivil toplumun ve tüketicilerin, yani aktörlerin tamamının önemli rolleri olduğunu ifade eden ÇELİKBİLEK, bu rolleri açıkladı ve daha iyi bir geri dönüşüm süreci için döngüde yapılabilecekleri aktardı. Seminer sonunda e-atık geri dönüşümünde başarılı ülke ve firma örnekleri incelendi.

11 Şubat 2026 Çarşamba günü gerçekleştirilen  “E-Atık: Yeniden Kullanma ve Tamir” semineri, elektronik ürünlerin ömrünün uzatılması ve yeniden kullanım konularına odaklandı. Seminer kapsamında; elektronik ürünlerin ömrünün uzatılması için yapılması gerekenler ve yeniden kullanılmasına yönelik yaklaşımlar detaylı bir şekilde işlendi. Sözlerine atık yönetim sürecinde çoğunlukla geri dönüşümün konuşulduğu, ancak geri dönüşümün atık hiyerarşisinin alt basamaklarında yer aldığı, önceliğin reddetme ve azaltmaya verilmesi gerektiğini belirterek başlayan ÇELİKBİLEK, e-atık azaltımında tamir edilebilirliğin önemini ele aldı. En çok e-atığın gelişmiş ülkelerde ortaya çıkmasına rağmen, tamir kültürünün gelişmekte olan ülkelerde daha yaygın olduğu belirtilirken, bu durumu teknolojinin gelişmesi sonucu ürünlerin ucuzlamasının ve kültürün etkilediğinin altı çizildi. Kimi ürünlerde ise digital lock uygulamalarının, ürün çalışır halde olsa dahi atık haline gelmesine yol açtığı tartışıldı. Seminerin sonunda e-atık üretimini en aza indirmek için tercih edilebilecek tamir cafeler ve tamir yönergeleri içeren web siteleri gibi imkanlar incelendi.

12 Şubat 2026 Perşembe günü gerçekleştirilen “E-Atık: Azaltma” seminerinde elektronik atıkların azaltılması ile ilgili uygulamalar ve elektronik atıksız bir toplumun mümkün olup olmadığı ele alındı. Seminere atık yönetim sürecinin ilk aşamasının reddetme olduğunu belirterek başlayan ÇELİKBİLEK, teknolojinin ve sosyal sermayenin bireyleri sürekli yeni çıkanı almaya yönlendirdiğini ve bunun da e-atık oluşumunu artırdığını ifade etti. Yapılan araştırmaların çöp alanlarında bulunan e-atıkların 1/4’ünün tamire bile ihtiyaç duymadan çalışabilecek durumda olduğunu ortaya koyduğunu açıkladı. Bu nedenle, önceliğin ihtiyaç olmayan elektronik malzemelerin alınmaması olduğunu, sonrasında ise; tamir sonrası kullanılabilecek olan elektroniklerin tamir ettirilmesi ya da bağışlanması gerektiğini ifade etti. Özellikle son yıllarda bazı firmaların eski elektronik ürünleri alarak yeni ürünlerde indirim sağlama ya da hediye verme gibi kampanyalar yürüttüğünü, tüketicilerin bu toplama noktalarının farkında olması gerektiğini belirtti.

Seminer serisinin ardından katılımcıların konuyu uygulamalı olarak deneyimleyebilmesi amacıyla 17 Şubat 2026 Salı günü, “Elektronik Atık İnceleme ve Sökme Atölyesi” düzenlendi. Pulsec firması iş birliği ve Sürdürülebilirlik Ofisi ev sahipliği ile gerçekleştirilen atölyenin yürütücülüğünü Caner G. YALIN üstlendi. Atölye kapsamında üniversitemizde kullanım ömrünü tamamlamış ve e-atık haline gelmiş çeşitli elektronik cihazlar söküldü, incelendi ve katılımcılar rehber eşliğinde cihazların iç bileşenlerini gözlemleme fırsatı buldu. Her katılımcının cihaz sökümü gerçekleştirdiği atölye çalışması sırasında elektronik cihazların devre kartları, kabloları, metal parçaları ve plastik bileşenleri incelendi; farklı malzemelerin nasıl ayrıştırıldığı ve geri kazanım süreçlerinin nasıl gerçekleştiği hakkında bilgi verildi. Sadece geri dönüşümün değil, atık haline gelen elektronik cihazların yeniden değerlendirilebilecek parçalarının neler olduğu ve bu parçaların nasıl yukarı dönüştürülebileceğine dair de öneriler sunuldu. Bu uygulama sayesinde elektronik atıkların yalnızca bir atık değil, doğru yöntemlerle değerlendirildiğinde önemli bir kaynak niteliği taşıdığı somut biçimde gösterildi.

Gerçekleştirilen seminer ve uygulamalı atölye çalışmalarıyla üniversite topluluğunda elektronik atıkların çevresel etkileri konusunda farkındalık oluşturulurken, katılımcılarda doğru atık yönetimi alışkanlıklarının yaygınlaştırılması hedeflendi.

Posted in Haberler, SKA 12, SKA 17, SKA 3, SKA HABERLERİ